Bloğun ilk bölümünde, siyasi Siyonizmin bazı önderlerinin İsrail Devleti'ni kurabilmek için 20. yüzyılın başından itibaren uygulamaya koydukları radikal Siyonizm-antisemitizm iş birliğini incelemiştik. Kuşkusuz bu iş birliğinin en çarpıcı örneği Nazi Almanyası ve birtakım Siyonistler arasındaki ilişkilerdi. Söz konusu Siyonistlerin amacı, her ne pahasına olursa olsun Avrupalı Yahudileri Filistin'e göndermek ve orada bir Yahudi Devleti'nin kurulmasını sağlamaktı.
Bu politika iki ayrı boyutta başarıya ulaştı. Öncelikle, gerçekten de çok sayıda Yahudi, Nazilerin antisemitizm politikasının bir sonucu olarak Filistin'e göç etti. Başarının ikinci boyutu ise, psikolojik yöndeydi: Tüm dünya, II. Dünya Savaşı sırasında tarihin gördüğü en büyük katliama uğrayan Yahudilerin, Filistin'de bir ulusal devlet kurmasını kabullenebilir hale gelmişti.
Doğu Kudüs'ün İsrail tankları tarafından işgali |
Tüm bu işgal politikası, bazı İsrail liderlerinin hayalindeki "Büyük İsrail" hedefinin bir sonucuydu. Bu hedef, Muharref Tevrat'ta yer alan bazı açıklamaların yanlış yorumlanmasından kaynaklanıyordu. Bu yanlış yoruma göre Ortadoğu topraklarının büyük çoğunluğu İsrailoğulları'na vaat edilmekteydi. Radikal çevreler de tüm bu toprakları ele geçirmeyi ve bu toprakların Arap nüfusundan temizlenerek Yahudileştirilmesini öngörüyorlardı. İsrail, yönetiminde etkin olan bu tarz radikal görüşler nedeniyle, işgal ettiği toprakları mümkün olduğunca elinden bırakmadı. Özellikle de "Vadedilmiş Topraklar"ın en önemli parçalarını içeren Batı Şeria'yı işgal altında tuttu ve Yahudileştirmeye çalıştı. "Yahudileştirme" için işgal altındaki topraklara Yahudi yerleşimciler yerleştirmek gerekiyordu. Bu yerleşimcilerin bir kısmı, bu işi dini bir misyon olarak gören radikal Yahudilerdi. Ama bu topraklara asıl yerleştirilecek olan Yahudiler, diasporadan İsrail'e göç ettirilen Yahudilerdi.
Sina Yarımadası'nın İsrail tarafından ele geçirilişi |
Jerusalem Post'un 7 Ekim 1978 tarihli sayısında, "The General with a Phantom Army" (Fantom Ordulu General) başlıklı yazıda, Meir Merhav, Yahudi halkının İsrail'e göç etme konusundaki isteksizliğini şöyle dile getiriyordu:
Siyonizm ve İsrail Devleti'nin tarihinde hiçbir zaman çok büyük bir göç olmamıştır. Dindar veya Siyonist olan Yahudiler her zaman küçük sayılarda gelmişlerdir. Bunların çoğu idealist olduğu için gerçekler hayallerindekiyle uyuşmayınca İsrail'i terk etti. Tüm Yahudi toplulukları en zor anlarında bile, İsrail'e değil, başka yerlere gitmeyi tercih ettiler. Almanya'daki 300 bin Yahudi'nin en fazla 60 bini 1933-39 döneminde İsrail'e gelebilirdi. Fakat bunların çoğunluğu İsrail'e gitme ihtimalini bile göz önüne almadı. Bu diğer Yahudi toplulukları için de geçerlidir. En fazla baskıya uğrayan Rus Yahudilerinin %50-60'ı bile, İsrail dışında bir yere gitmeyi düşünmektedir. Gerçekleri beğenmiyoruz, ama bunları inkar edemeyiz. Bir şeyi anlamalıyız ki, hiçbir zaman diasporadan büyük bir göç yaşanmayacaktır.
Kısacası diaspora Yahudileri, İsrail'in kuruluşunun ardından da, aynı 1920'li, 30'lu yıllarda olduğu gibi göç etmekte direndiler. Peki bu Yahudileri İsrail'e getirmek için ne yapılmalıydı?.. Bu sorunun cevabı basitti: Daha önce ne yapılmışsa, o yapılmalı; yani diaspora Yahudileri antisemitizm tehlikesi körüklenerek İsrail'e göç etmeye ikna edilmeliydiler. Nitekim bazı Siyonistler bunu açık açık söylüyorlardı. Amerikan Yahudi Kongresi'nde, Leo Pfeffer'in sunduğu formüle göre, Yahudiliğin devamı için Yahudi düşmanlığı gerekiyordu. "Yahudiliğin bekası için antisemitizm gereklidir" demişti Pfeffer. Dünya Siyonist Örgütü Başkanı Nahum Goldman ise, 1958 yılında, Siyonizmin antisemitizme olan kaçınılmaz ihtiyacını vurgulamış ve şu uyarıyı yapmıştı: "Antisemitizmin gerilemesi Yahudiliğin bekası için yeni bir tehlike oluşturabilir."
"Yahudiliğin bekası" için daha önce Naziler kullanılmıştı. Şimdi de benzeri yerel antisemitlerle bağlantı kurulabilir ya da doğrudan İsrail tarafından düzenlenecek eylemlerle yapay bir antisemitizm oluşturulabilirdi. Öyle de yapıldı. İlerleyen sayfalarda Yahudi Devleti'nin diaspora Yahudilerine karşı giriştiği bu savaşın değişik cephelerini birlikte inceleyeceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder