II. Dünya Savaşı'nın ardından İsrailliler, savaş sırasında soykırıma uğratılan Yahudilerin intikamını almak için "Nazi avı" başlattılar. Ancak bazı İsrailli liderler için Nazi avının gerçek bir adalet arayışından ziyade, bir tür propaganda malzemesi olduğunu söylemek mümkündür. Bunun çarpıcı bir göstergesi, söz konusu kişilerin, Nazilerin önemli bazı isimlerinin peşine hiç düşmemiş olmalarıdır. Peşine düşülenler, Eichmann gibi yalnızca ünlü ve sansasyon yaratan Nazilerdir.
SS Generali Kurt Becher bu konuda ilginç bir örnektir. Becher'in savaş sırasındaki görevi "toplama kampları genel komiserliği"dir. Yani eğer İsrailliler bir düşman arayacaklarsa, Becher "kara liste"nin başına yerleştirilmelidir. Oysa bazı İsrailliler hiç de böyle düşünmemektedirler. Becher'i yakalayıp cezalandırmak bir yana dursun, İsrail derin devleti içinde odaklanmış birtakım çevreler dünün Nazi generali ile açık açık ekonomik ilişki içine girmiştir. Yahudi asıllı Amerikalı araştırmacı Ralph Schoenman eski Nazi ile bu kimseler arasındaki ilişkiyi şöyle anlatıyor:
Dünün Nazi toplama kamplarının komiseri olan SS Komiseri Kurt Becher, bugün pek çok şirketin başkanı olarak İsrail'e buğday satışının başında bulunmakta. Aynı zamanda, kendi şirketi olan 'Cologne-Handel Gesellschaft' da, bugün İsrail Hükümeti ile iş yapmaktadır.Güney Afrika'nın ırkçı "apartheid" rejiminin liderleri de hem eski birer Nazi hem de çok yakın birer İsrail dostuydular. Hele Güney Afrika'nın ırkçı lideri John Vorster'in İsrail'le olan ilişkileri oldukça ilginç bir görüntü çiziyordu. Kudüs İbrani Üniversitesi'nde psikoloji profesörü olan Yahudi yazar Benjamin Beit-Hallahmi, The Israeli Connection: Who Israel Arms and Why (İsrail Bağlantısı: İsrail Kimi Neden Silahlandırıyor) adlı kitabında Vrster'in gezisinden şöyle söz ediyordu:
İsrail'in eski başbakanlarından Yitzhak Rabin |
Hallahmi, bu bilgilerin ardından şöyle diyor: "Güney Afrikalıların İsrail'den aldıkları ilk ve en önemli şey ilhamdır. İkincisi askeri atılımlarının her adımında gördükleri yardım ve destektir." Ve İsrail'e hayranlık besleyen söz konusu Güney Afrikalı liderlerin büyük bir bölümü, Hallahmi'nin de vurguladığı gibi Nazi kökenlidirler. Bir Güney Afrikalı yazar Breyten Breytenbach, bu ilginç durumu şöyle vurguluyor:
Afrikanerlerin (Güney Afrikalı beyazlar) İsrail'le olan ilişkileri son derece gariptir. Çünkü bu ülkede her zaman için güçlü bir antisemitizm var olmuştur ve dahası bugünkü Güney Afrika liderleri de Nazi ideologlarının mirasçılarıdırlar. Ve bu liderler İsrail'e karşı da en büyük hayranlığı besleyen insanlardır. Kendilerini İsrail'le özdeşleştirirler: Kendilerini, aynı İsrailliler gibi Tanrı'nın Kutsal Kitap'ta seçtiği insanlar olarak görürler ve yine aynı İsrailliler gibi bir düşman deniziyle çevrili savaşçı, modern bir ülke olarak algılarlar.Tüm bunlar İsrail derin devletinin gerçek Nazilerle olduğu kadar çağdaş Nazilerle de çok iyi anlaştığının bir göstergesidir. Radikal Siyonizm ile faşizm, genelde bilinenin aksine, birbirleriyle son derece uyumlu iki ideolojidir ve bu uyum her uygun şartta aktif bir iş birliğine dönüşmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder