30 Mart 2010 Salı

İsrail Liderlerinden Diaspora Yahudilerine Tehditler


İlk İsrail Başbakanı David Ben Gurion, göreve geldiği andan itibaren İsrail'e göçü yoğunlaştırabilmek için her türlü yolu denedi. Bir grup Amerikalı'nın İsrail'e ziyareti nedeniyle 31 Ağustos 1949'da yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu:
Bir Yahudi Devleti kurma rüyamızı gerçekleştirmiş olmamıza karşın, henüz işin başındayız. Yahudi halkının büyük bir kısmı hala dışarda; bugün İsrail'de yalnız 900 bin Yahudi var. Gelecekte bütün Yahudiler İsrail'de toplanmalıdırlar. Ana babaları, çocuklarını buraya getirmeye çağırıyoruz. Yardım etmeyecek olurlarsa, gençliği İsrail'e biz getireceğiz. Ancak umarım ki, buna gerek kalmaz.

 Solda, BEN GURION: "Sürgün süprüntülerini kurtarmalıyız. Ayrıca onların mülklerini de kurtarmak zorundayız. Bu iki şey olmadan, bu ülkeyi kuramayız." Sağda, ISRAEL GOLDSTEIN: "Amerikalı Yahudiler daha ne bekliyorlar? Bir Hitler'in kendilerini zorla kovmasını mı? Öteki ülkelerdeki Yahudileri göç etmeye zorlayan trajedilerin kendi başlarına gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Kurtulacaklarını mı sanıyorlar?"
1960 yılının Aralık ayında, Kudüs'te yapılan 25. Dünya Siyonist Kongresi'nde, Ben Gurion yaptığı konuşmada, yine İsrail'e göç etmekte direnen Yahudileri aforoz ediyordu. İsrail'in dışında yaşayan Yahudileri, kendince "Tanrısız Yahudiler" olarak tanımlıyor, "Amerikalı Yahudilerin, bir Yahudinin ne demek olduğundan dahi haberdar olmadıklarını" söylüyordu.

İlerleyen yıllarda, Yahudi halkının her ne şekilde olursa olsun, İsrail'e göç ettirilmesi gerektiğini düşünenlerin arasına ünlü bir isim, Moşe Dayan da katıldı. Dayan, 1968 yılının Temmuz ayında yaptığı bir konuşmada göç edenlerin sayısını yeterli gören Yahudilere karşı sert bir tavır ortaya koyuyordu: "Her gün daha çok Yahudiyi buraya getirmeyi amaç edindik. Hiçbir Yahudinin yolun sonuna geldiğimizi söylemesine izin vermeyiz."

Yahudi işleri danışmanlarından Simon Rifkind ve Louis Levinthal ile Siyonist lider Haham Philip Bernstein'in önayak olmasıyla, 2 Mayıs 1948'de Amerikan Yahudi Konferansı toplandı. İşte bu konferansta radikal Siyonist lider Haham Klausner sunduğu ünlü raporunda, Yahudi halkını açıktan açığa tehdit etti. Yahudi halkını göçe zorlamak için, radikal Siyonist liderlerce yaratılan baskı politikasının dün uygulandığını itiraf eden Klausner, bugün de uygulanmaya devam edilmesini hararetle şöyle savunuyordu:
Halkın Filistin'e gitmeye zorlanması gerektiği kanısındayım... 'Zor' sözünden bir programı kastediyorum. Bu yeni bir program değil, daha önce ve yakın geçmişte de kullanılmıştı... Böyle bir programda ilk adım, şu ilkenin kabul edilmesidir: Dünyadaki Yahudi toplumu Filistin'e gitmeye ikna edilmelidir. Bu programı gerçekleştirmek için Yahudi toplumunun politikasını değiştirmek ve yersiz kalan Yahudi halkı rahat ettirmek yerine, mümkün olduğu kadar rahatsız etmek gerekir... 'Amerikan Ortak Dağıtım Komitesi'nin yardımları kesilmelidir... Daha sonra, Yahudileri tedirgin edecek Haganah türünde bir örgüt kurmak gerekebilir. İsrail dışındaki Yahudiler, ne yapacakları kendilerinden sorulacak değil, kendilerine söylenmesi gereken hasta insanlardır... Program kabul edilmediği takdirde Amerikan Yahudi toplumunu, politikasını gözden geçirmek ve burada önerilmiş olan değişiklikleri yapmak zorunda bırakacak bir kaza meydana gelebilir, o zaman çok daha fazla acı çekilmiş olur.
Radikal Siyonist Haham JOSEPH KLAUSNER:"Halkın Filistin'e gitmeye zorlanması gerektiği kanısındayım... Dünyadaki Yahudi toplumu Filistin'e gitmeye ikna edilmelidir... Bu programı gerçekleştirmek için yersiz kalan Yahudi halkını mümkün olduğu kadar rahatsız etmek gerekir... Daha sonra, Yahudileri tedirgin edecek Haganah türünde bir örgüt kurmak gerekebilir... İsrail dışındaki Yahudiler, ne yapacakları kendilerinden sorulacak değil, kendilerine söylenmesi gereken hasta insanlardır...

Klausner'in yukarıda da itiraf ettiği gibi, İsrail derin devletinin politikası, İsrail'e göçü sağlamak için Yahudi halkını "zor kullanarak ikna etme"ye dayalıydı. "Zor kullanarak ikna" yönteminin pratikteki uygulanışının nasıl olacağını açıklamakta bir sakınca görmüyordu Klausner: "Yahudi halkını mümkün olduğunca rahatsız ve tedirgin etmek." Tüm bunlara rağmen, yine de İsrail'e beklenen göçün gerçekleşmemesi durumunda, Klausner tarafından öngörülen son çare, Yahudi halkının başına nelerin geleceğini haber veriyordu: Yahudiler, "çok fazla acı verecek bir kaza" ile karşı karşıya kalabilirlerdi. Daha önce de, 1940'lara kadar göç etmemekte direnen Yahudi halkına karşı, II. Dünya Savaşı'nda, radikal Siyonistler ile Nazilerin iş birliği neticesinde yaratılan "kaza" gibi.

Nitekim Siyonist lider Dr. Israel Goldstein de, Yahudi halkının halen İsrail'e göç etme konusunda gösterdiği gevşeklikten ötürü bir yandan yakınıyor, bir yandan da örtülü, imalı,tehditkar mesajlar savuruyordu:
Amerikalı Yahudiler daha ne bekliyorlar? Bir Hitler'in kendilerini zorla kovmasını mı? Öteki ülkelerdeki Yahudileri göç etmeye zorlayan trajedilerin kendi başlarına gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Kurtulacaklarını mı sanıyorlar? 
Ben Gurion, İsrail için, "Yahudileri rehinden kurtarmanın dinsel bir zorunluluk" olduğunu iddia ediyordu. 1949'daki İsrail seçimlerinden sonraki bir konuşmasında ise, İsrail dışında yaşayan Yahudileri birer "süprüntü" olarak gösterecek kadar ileri gidebiliyordu:
"Sürgün süprüntülerini kurtarmalıyız. Ayrıca onların mülklerini de kurtarmak zorundayız. Bu iki şey olmadan, bu ülkeyi kuramayız."
Ben Gurion'un bu sözleri, İsrail Devleti'nin gelecekteki politikasını belirliyordu. İsrail'e zorla göç ettirilecek ilk "sürgün süprüntüleri", Nazi toplama kamplarından kurtulan Yahudiler oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder