İşte bu noktada bazı Siyonistler çok önemli bir şey keşfettiler: Avrupa toplumları içinde Yahudilerin asimile olmasına şiddetle karşı çıkan sapkın bir ideoloji hızla güçleniyordu. Bu sapkın ideoloji, Darwin'in evrim teorisiyle güç bulan modern ırkçılıktı. 19. yüzyılda Avrupa'nın dört bir yanında hayli sayıda ırkçı düşünür yetişmişti. Bu kişiler, insanoğlunun farklı ırklardan oluşmuş olmasını herşeyden çok önemsiyor ve insanın en önemli kimliğinin de ırkı olduğunu sanıyorlardı. Bir ırkın karşı karşıya olduğu en büyük tehlikenin ise, diğer ırklarla karışarak "saflığını" yitirmesi olduğu yanılgısını öne sürüyorlardı.
Bu arada başta Alman ırkçıları olmak üzere pek çok ırkçı düşünür, bir yandan da antisemit düşünceler geliştirdiler. Aryan ve Sami ırkları arasındaki farktan söz eden bu ırkçı düşünürler, Yahudilerin, kendi ırkları arasında yaşayarak, ırklarının "saflığını" bozduklarını söylüyorlardı. Onlara göre, Yahudiler tecrit edilmeli ve kendi ırklarıyla karışmaları önlenmeliydi. Bu kimselerin Yahudileri tecrit etmeye yönelik düşüncelerinden güç bulan fanatik Yahudi aleyhtarlığına ise, "modern antisemitizm" dendi.
Bu antisemitizm sözde "modern"di; çünkü Ortaçağ'ın aksine, Yahudilere dinleri nedeniyle değil, ırkları nedeniyle antipati duyuyordu. Özellikle Yahudilerin elde ettikleri servete paralel olarak yükselen antisemitizm, 19. yüzyılın sonundaki ünlü Dreyfus olayı ile doruğa tırmandı.
1800'lerin sonlarında yaşanan Dreyfus olayı, Avrupa'da güçlenen antisemitizmin önemli örneklerindendir. Alman askeri ateşesine bilgi sızdırmak ve casusluk yapmakla suçlanan Alfred Dreyfus adlı Fransız subayı, lehine pek çok delil olmasına rağmen Yahudi olması nedeniyle mahkum edilmişti. | |
Bu noktada çok ilgi çekici bir gerçekle karşılaşıyoruz: Yahudilerin asimilasyonundan rahatsız olanlar, yalnızca Avrupalı ırkçılar değildi. Yahudilerin asimilasyonundan rahatsız olan, Avrupalı ırkçılardan başka, ikinci bir grup daha vardı. Bu grup, önceki sayfalarda değindiğimiz gibi, Yahudilerin Avrupalı halklar içinde asimile olmaya başlamasından, "Yahudi ırkı" adına rahatsız olanlardı. Yani Yahudiliği bir din değil, sadece bir milli birlik olarak gören bazı Siyonistler...
Ortaya ilginç bir tablo çıkmıştı. Bir taraf, Yahudilerin kendi ırklarına karışmamasını istiyordu. Öteki taraf ise, kendi ırkları olan Yahudi ırkını, diğer ırklardan ayrı tutabilmenin ve sözde "Yahudi bilinci"ni koruyabilmenin derdindeydi.
Görüldüğü gibi, yapmak istedikleri aslında aynı şeydi. Peki neden bu işi hep birlikte yapmasınlardı?
Bu soruya ilk açık cevap Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl'den geldi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder