1 Nisan 2010 Perşembe

Yahudi Soykırımının Ayak Sesleri


Naziler iktidara geldikten sonra düşman olarak gördükleri toplum kesimlerine karşı sistemli bir baskı başlattılar. Nazilerin sapkın ideolojisinde "dünyadaki kötülüklerin kaynağı" olarak tasvir edilen Yahudiler, bu toplum kesimlerinin başında geliyordu.

Nazilerin SA'lar (Yıldırım Kıtaları) adı altında örgütledikleri sokak çeteleri, iktidara gelmeden önce de ülkedeki Yahudilerin evlerine ve iş yerlerine saldırılar düzenliyorlardı. İktidarla birlikte SA taşkınlıkları daha da arttı. Sokaktan geçen yaşlı bir Yahudi veya okuluna giden küçük bir Yahudi çocuk, SA'lar ve diğer Nazi çeteleri tarafından kolaylıkla taciz edilir hale geldi. Aynı yıl içinde Naziler Yahudi dükkanlarına ve iş yerlerine yönelik bir boykot başlattılar. "Yahudilerin mallarını satın almayın" sloganlarıyla ve Yahudileri çirkin ve korkunç gösteren resimlerle dolu posterler, Almanya'nın dört bir yanına asıldı. Aynı yılın Eylül ayında yayınlanan bir kanun, Yahudilerin toprak sahibi olmasını yasakladı. Kasım ayında, Yahudilerin gazete editörü olmaları yasaklandı.

1934 yılında Yahudileri sendikalardan, sağlık sigortasından, avukatlık ve hakimlikten dışlayan kanunlar yayınlandı. 1935 yılında ordudaki tüm Yahudiler atıldılar.


Hitler Almanyası'nda çocuklar da antisemitist öğretilerle yetiştiriliyorlardı. Üstte, Yahudileri aşağılayan sloganlar öğrenen çocuklar görülmektedir.
1935'te yayınlanan Nürnberg Kanunları ise, Yahudilerin Alman toplumunun pek çok mevkisinde çalışma ve iş bulma imkanını sona erdirdi. Yahudilerin Almanlarla evlenmeleri yasaklandı ve bir suç haline getirildi. 1937 yılında "Alman halkını fikren veya bedenen zehirleyecekleri" gerekçesiyle, Yahudilerin öğretmen, doktor veya dişçi olmaları yasaklandı. Aynı yılın Kasım ayında Eternal Jew (Ezeli Yahudi) isimli antisemik film tüm Almanya'da gösterilmeye başlandı.

Okullarda ise öğretmenler öğrencilerini sözde "Yahudi tehlikesi"ne karşı eğitiyorlardı. Derslerde Yahudileri hem fiziksel hem de manevi yönden aşağılayan telkinler veriliyordu. Aşağıda yer alan bir anı, Nazi Almanyası'nda toplumun beyninin nasıl yıkandığını göstermesi açısından ibret vericidir:
Bugün, Mr. Birgmann'ın 7. sene sınıfında bir canlılık var. Öğretmen, Yahudiler hakkında konuşuyor. Mr. Birgmann, tahtaya bazı şekiller çizmiş ve bunlar, herkesin inanılmaz ilgisini çekmiş. ... Mr. Birgmann, saate bakar:  
" Öğlen oldu çocuklar. Şimdi önceden öğrendiklerimizin bir özetini yapmalıyız. En son neler konuşmuştuk ?"
Herkes parmaklarını kaldırır ve Mr Birgmann da, ön sırada oturan Karl Scholtz'a söz verir.
"Yahudileri nasıl tanıyacağımızı öğrenmiştik..."
"Güzel! Peki biraz daha açar mısın?'
Küçük Karl, ayağa kalkar ve tahtadaki şekilleri göstererek devam eder:
"Yahudileri, burunlarından tanımak çok kolaydır. Burunları, '6' sayısına benzer ve 'Yahudi altısı' denir. Yahudi olmayan bazı insanların da kemerli burnu vardır, fakat onlarınki yukarı doğru kıvrılmıştır, aşağı doğru değil. Böyle burunlar kanca burun veya kartal burundur, Yahudi burnuyla alakası yoktur."
"Çok güzel" der öğretmen... "Evet şimdi de Richard buraya gelip Yahudileri ayırmanın yollarından bahsetmeye devam edebilir."
Güleç yüzlü sarışın Richard, tahtaya kalkar: "Bir Yahudi hareket ve davranışlarından da anlaşılabilir. Yahudi kafasını sürekli ileri geri sallar. Yürüyüşü de bir gariptir, sağa sola sallanır. Konuştuğu zaman el hareketleri yapar. Sesi de gariptir, sanki burnundan konuşur. Kötü, tatlımsı bir kokusu vardır. Burnunuz iyi koku alıyorsa, bir Yahudi'yi kokusundan da tanırsınız."
Öğretmen tatmin olmuştu.
"İşte böyle çocuklar. Dikkatli olun! Eğer okuldan çıktığınızda bunları aklınızda tutup dikkat ederseniz, Yahudiler sizleri aldatamaz!"
Öğretmen tahtanın arkasını çevirir ve öğrencilerden biri de tahtada yazan şiiri okur:
Bir Yahudi'nin yüzünden,
Kötü şeytan bize konuşur
Her bir ülkede
Bulaşıcı bir veba olan şeytan Yahudilerden kurtulalım
Yeniden neşeli ve mutlu olalım
Tüm gençler savaşmalı
Bu şeytanları aldatmalı! 
Bu telkinlerle "eğitilen" Alman toplumu içinde Yahudi düşmanlığı giderek arttı. Nazilerin Yahudiler üzerine uyguladıkları her yeni baskı, toplumdan onay görüyordu. 1938 yılında Yahudilere ait tüm mal, mülk ve para fişlendi ve yeni yaptırımlar getirildi.

9-10 Kasım 1938 gecesi yaşanan Kristallnacht (Kristal Gecesi) olayı ise, Yahudilere yönelik zulmün yeni bir dönemini başlatıyordu. Bu olay, 7 Kasım günü, ailesine Naziler tarafından eziyet edilmiş olan Herschel Grynszpan adlı 17 yaşındaki Polonyalı bir Yahudi gencin, Paris'teki Alman Büyükelçiliği'ndeki bir görevliyi vurmasının ardından patlak verdi. Bu olayı bir provokasyon malzemesi olarak kullanan Naziler, tüm Almanya çapında Yahudi ibadethanelerine, evlerine ve iş yerlerine yönelik saldırılar düzenlettiler.


Yahudilerin evlerinin ve iş yerlerinin yağmalandığı Kristal Gecesi'nde yakılıp yıkılan yüzlerce sinagogtan biri de, Fasanenstrasse Sinagogu idi.
Bir gecede 1350 sinagog yakılıp yıkıldı. 90'dan fazla Yahudi öldürüldü. 30 bin Yahudi, toplama kamplarına gönderildi. 7000 Yahudi iş yeri yağmalandı, binlerce Yahudi evine de zarar verildi. Geceye "Kristal Gecesi" denmesinin nedeni ise, yağmalanan binaların kırılan camlarının ortaya çıkardığı görüntüydü. Bütün bunların üzerine bir de Alman Hükümeti, bu olaylardan Yahudileri sorumlu tuttu ve "kırılan camların karşılığı" olarak Alman Yahudilerine 1 milyar mark gibi akıl almaz bir tazminat çıkardı.

Kristal Gecesi'nin ardından Yahudilere yönelik baskı ve işkenceler arttı. Almanya'nın 1938'de Avusturya ile birleşmesiyle birlikte, sayıları 55 bin kadar olan Alman Yahudilerine 200 bin kadar da Avusturya Yahudisi eklendi ve tüm bu insanlar Nazilerle iş birliği içinde olan bir grup Siyonist hariç korku dolu bir yaşam sürmeye başladılar.

Ancak asıl vahşet, savaşla beraber başlayacaktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder