Nazi vahşetinin en büyük uygulama alanı, kuşkusuz yaklaşık 11 milyon insanın can verdiği korkunç ölüm kamplarıdır. Bu kamplar, din ahlakından yüz çeviren, vicdanını yok eden insanların ne kadar acımasız ve cani olabildiklerinin tarihi bir kanıtıdır.
Bu kamplar öncelikle birer "çalışma kampı" olarak kurulmuştur. Başta Auschwitz olmak üzere hemen hepsi büyük endüstri komplekslerinin yanında açılmış ve kamplara getirilen tutsaklar Alman savaş endüstrisine köle iş gücü olarak hizmete koşulmuştur. Ancak habis Nazi ideolojisi bu "pragmatik" zulümle kalmamış ve bu kampları birer ölüm kampına dönüştürerek "istenmeyen ırkların imhası"na girişmiştir. 1941 yılının son aylarından 1944 yılının sonlarına kadar geçen 3 yıla yakın bir süre boyunca, bu kamplarda 5.5 milyonu Yahudi olan toplam 11 milyon insan; gaz odalarında ve diğer toplu imha araçlarıyla katledilmiş ya da açlık, hastalık ve işkence sonucunda yaşamını yitirmiştir. Naziler, küçük bebeklere, masum çocuklara, yaşlı ve zavallı insanlara, sakat veya hastalara dahi hiç acımamışlar, sadist bir vahşetle tarihin en büyük kıyımını gerçekleştirmişlerdir.
Auschwitz başta olmak üzere, Avrupa'nın çeşitli yerlerinde bulunan ölüm kamplarında yaşanan aşağılanma ve zulüm tarihte eşine az rastlanır nitelikteydi. |
Soykırım, tutsaklar kamplara adım attıkları andan itibaren fiili olarak başlamıştır. Bu insanlara reva görülen "yaşam", zaten yavaş yavaş ölümden farklı bir şey değildir. Kamionka toplama kampından kurtulabilmiş bir Yahudi tutsağın anıları kamplardaki "yaşam standardı"nı gözler önüne serer:
Kampın kapısından yürüdüğüm zaman, bazı korkunç sahneler gördüm. Alman askerleri, ellerinde makinalı tüfeklerle, gözetleme kulelerinden bizleri izliyorlardı. İçeride bulunan herkes, 50 kadar Rus, 100 kadar Polonyalı ve bin kadar da Yahudi korkunç bir haldeydi. Herkesin üstünde, 5 santime 5 santimetre kare bir kumaş parçası vardı. Ruslar'ın ve Polonyalılarınki kırmızı, Yahudilerinki ise sarıydı. Herkes o kadar zayıftı ki, neredeyse yarı ölü sayılırlardı. Adamlar, pislik dolu bahçede uykuda gezer gibi dolaşıyordu. Çoğunun, vücutları hala yaşadığı halde, ruhları tamamen ölmüştü. Bizim grubumuz girişte durmuştu ve uzun boylu bir Alman asker önümüzdeydi. Sürekli bizi izliyordu. Bize seslenmeden önce boğazını temizledi:
"Üstünüzdeki saatleri, değerli eşyaları, mücevherleri teslim edin! Eğer üstünüzde herhangi bir şey bulunursa, hemen vurulacaksınız."
Onun pis yüzüne ve güçlü silahına bakınca, dediklerine uymaktan başka çarem olmadığını anladım. Saatimi çıkarıp, cebimdeki bozuklukları ararken, Alman askerler midelerimize sopalarıyla vurmaya veya suratlarımıza tokat atmaya başlamışlardı bile. Bu sadist eğlenceden hiç vazgeçmiyorlardı...
Kamplardan kobay olarak seçilen insanlar (solda) üzerinde, canice deneyler yapan Josef Mengele (sağda). |
Sabah saat 5:30'da uyandırıldıktan sonra, bize giyinmemiz için 2 dakika verdiler. Hazırlanamayan biri olursa, dövülecekti. Ancak herkes hazır olduktan sonra, bir bardak kahve alabilmek için sıraya girebiliyorduk. Kahve dedikleri aslında çok pis sıcak sudan başka birşey değildi. Bunun yanında bir dilim ekmek de verirlerdi; unun kumla karıştırılmış olduğu sert, yenilmesinin çok zor olduğu bayat bir dilim. Bunlar bütün gün için verilen tek yiyecek olduğundan, bazıları ekmeklerinin bir bölümünü 'öğle yemeği' için saklardı, bazılarıysa açlığa dayanamayarak o an hepsini çiğneyip yerdi. Ben bir bölümünü günün geri kalanı için saklardım. Bütün gün çalıştırılacağımızı, tüm fiziksel kuvvetimin eriyip gideceğini ve açlığımın daha da dayanılmaz boyutlara ulaşacağını biliyordum.
Diğer tüm toplama kamplarında da bundan farklı bir yaşam standardı yoktur. Çalıştırılan insanlara hiçbir acıma ve merhamet gösterilmemiş, sadist Nazi subaylarının keyfi hakaretleri, tehditleri, işkenceleri altında, açlıktan ve yorgunluktan bitap şekilde yıllarca köle hayatı sürmüşlerdir.
Belsen kampında 10 bin insana ait gömülmemiş ceset bulunmuştur. |
Mengele'nin en zalim deneyleri ise, kampa gelen ikiz çocuklar üzerinde olmuştur. Mengele kampa gelen tüm ikizleri diğer tutsaklardan ayırmış ve üzerlerinde farklı denemeler yaparak kalıtımsal faktörlerin etkisini ölçmüştür. Ancak kullandığı metodlar inanılmaz derecede zalimdir. İkizlerin kanını birbirine enjekte ederek tepkiyi ölçmüş, çoğunda ikizlerin biri veya ikisi şiddetli ağrılar ve yüksek ateş yaşamıştır. Mengele göz renginin kalıtsal olarak değiştirilip değiştirilmeyeceğini ölçmek istemiş ve bu amaçla ikizlerin gözlerine mavi mürekkep enjekte etmiştir. Çoğu denek büyük acılar çekmiş ve bir kısmı kör olmuştur. Küçük çocuklara çeşitli hastalıkların mikropları enjekte edilmiş ve bu hastalıklara ne kadar dayanabildikleri ölçülmüştür. Pek çok masum çocuk, Mengele adlı bu Nazi canavarının elinde işkence çekmiş, sakat kalmış veya ölmüştür.
Kamplardaki korkunç vahşet, ancak müttefiklerin savaşın sonlarında Nazi ordularını yenmesi ve kampların bulunduğu bölgeleri kontrol altına alması ile ortaya çıkmıştır. Kampları kurtaran Sovyet, İngiliz ve Amerikan birlikleri, karşılaştıkları korkunç manzara karşısında şoke olmuşlardır. Bergen-Belsen kampını kurtaran İngiliz birliklerinin düştüğü kayıt şöyledir:
Burası, ünlü Belsen Toplama Kampı'dır.
İngilizler tarafından 15 Nisan 1945'te kurtarılmıştır.
Burada 10 bin gömülmemiş ölü bulunmuştur.
13 bin insan da o zamandan bu yana dek ölmüştür.
Hepsi, Avrupa'daki Alman "Yeni Düzen"inin birer eseridir.
Ve Nazi kültürünün birer örneğidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder